Son dönem açığa çıkan resimlerim başlangıçta “buluntu cennet” tanımlamasıyla, tasarlanmış bir ‘bahçe’nin, fotoğraf aracılığıyla dondurulmuş lokal görüntülerinin seçilmiş/montajlanmış toplamına odaklanıyordu… Bu ise, botanik zenginliğin resim düzleminde tarafsız anlatımıyla nihayetleniyordu. Giderek son derece kişisel hatta biyografik denebilecek bir sürece evrilen kompozisyonlar, yakın dönem yaşanmışlıklara bir tepki olarak ta okunabilir.
‘Bahçe’ özelinde ki doğa imgesi, sonrasında dönüşerek, endüstriyel olarak seralarda üretimi yapılan ve ait olmadıkları bir iklimde ve coğrafyada, yabancısı oldukları bir toprakta –içinde hapsoldukları saksılarda– hayata tutunma çabasındaki saksı bitkilerinin varoluş çabasını da anlatır gibiler… Tropik iklim kuşağında serpilen o türler, ticari meta olarak, mekanların dekoratif bütününe hizmet ettikleri ölçüde hayatta kalma şansına sahipler, aynı bizler gibi… bu coğrafyada sanatçı olmak– cinsiyet gözetmeksizin– insan olmak, hatta hayvan olarak var olmak, vahim sonuçlarıyla, aidiyetlik duygunuzu yitirdiğiniz, bir biçimde kendi vatanınızda ‘mülteci’ olarak hissettiğiniz, hepimizin ortak ve kadim meselesi halinde önümüzde duruyor.
Başta ‘bahçe’nin masalsı, düş gibi görsel zenginliğinin üzerinde dolaştığımız doğa imgesi, kendi köklerinden, bağlarından kopmuş saksıdaki bitkilerin yan yana, arka arkaya yığıldıkları bir çokluğa dönüşürken, –antikacı dükkanına düşmüş bir mobilyanın çekmecesinden çıkmış, kime ait olduklarına dair hiçbir bilginin olmadığı aile fotoğraflarındaki “meçhuller” gibi birlikte poz veriyorlar…
Resim yapmak benim için içe dönük bir günden önüme düşenleri görme çabasını gerektiriyor. Manzaralar, hayvanlar, güneşler, bulutlar, türlü yeşillikler ve mavilikler ve kimi insanlar; basitlik, canlılık ve sakinliğin izini sürme merakıyla bir araya geliyor. Çok uzağa gitmeden, hayatın sadece her günkü haliyle ilgilenerek, onun hep sıradışı ve benzersiz oluşunu not etmek isteği duyuyorum. Bunun için genelde pastel boyaları, sulu boyaları ve kalemleri kullanıyorum. Yaptığım her şeyi tabii ki beğenmiyorum, sevmediklerimi dönüştürmeye çalışıyorum; dönüşmüş hallerini sevmeye çalışıyorum ve neredeyse hiç baştan başlamıyorum. Baştan başlamaya pek inanasım gelmiyor.
Belli bir çabayı düzenli bir şekilde sürdürebilmemi mümkün kılan herkese, her şeye ve olumlu, olumsuz tüm koşullara teşekkür ediyorum. Bu sergi aracılığıyla bir de gökyüzüne…
Şanslıyız ki yaşadığımız bu şehrin göğü bize bir günün içinde birbirinden çok farklı varyasyonlar sunar. Bulutlarla oynar, günbatımlarını çeşitlendirir. Dinginliğin ardından tedirginliği çağrıştırır ve yine de koşulsuz kalır. Işığa oyun alanı yaratan her şey gibi…
Koşulsuz bir gökyüzü renklerle, canlılarla ve günlerle dolaysız ilişkiler kurmamızı sağlayan bir yer oluverir. Güzel olanı kırık olandan, sevinçli olanı kederli olandan ayırmaz. Her şeye aynı mesafede kalarak devinebilmenin daimi anımsatıcısı olarak bizim için her gün orada durur. Böyle bir gökyüzü artık sadece doğanın bir parçası değildir. Hiç bitmeyecek bir filme bakar gibi, başımızı kaldırır, yaşamın sürüp gidişini seyre dalarız.
Ne güzeldir ki bizi eşzamanda kucaklayan bir kubbeyi içimize çekerek yaşıyoruz. O açık bir kalp gibi atıyor, biz onu duyuyoruz. Gözde Uskur
“Herkesin eşsiz bir yeteneği ve bunu eşsiz bir biçimde ifade etme şekli vardır. “
Bu sergide bir araya gelmiş dört sanatçının yeteneklerini yaratıcı ifadeleri ile birleştirerek sanat yolunda yürüme adımlarını izleyebiliriz.” Sanat sanat içindir. Sanat eserinin içindeki mesaj ise, toplum içindir ki bazen bu sanatçının kaygısı olmayabilir bile. “An” ı samimiyetle yaşayan, eserini bu süreçte üreten sanatçının devinimleri benzer süreçler ya da farkındalıklar yaşayan diğerleri için bir kendini bulma köprüsüdür. Burada asıl mesele sanatçının kendine dolayısıyla çevresine olan derinliği ve samimiyetinin çalışma disiplini ile eserini oluşturmasıdır.
BENGÜ BAHAR ÖZLÜKCAN (1971) -TURKEY
1992 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü’nden mezun oldu. 1992 yılında Salzburg Internationale Summer Academie-Avusturya’da George EISLER atölyesinde çalıştı. Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün ardından 2004 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde “Sanatta Yeterlik” eğitimini/eğitimini tamamladı. Bu süre içinde on iki kişisel sergi açtı, çeşitli ulusal ve uluslararası yarışma ve organizasyonlara katıldı. Bugün kendi atölyesinde çalışmalarına ve resim çalışmalarına devam etmektedir.
She was graduated from Dokuz Eylül Unıversity, Buca Faculty of Education-Fine Arts Department in 1992. In 1992 she worked in George EISLER studio in Salzburg Internationale Summer Academie-Austria She completed her studies on “Painting as a Major Field of Arts” at Dokuz Eylül University the Institute of Social Sciences, then in 2004”she completed the study/training of “Qualification in Art” at Dokuz Eylül University Institue of Fine Arts. During this period she has held twelve personal exhibitions, participated in various national and many international competitions and organizations. Today she is continuing her studies and painting in her own studio.
Some Exhibitions
1992-Group Exhibition -Salzburg Internationale Sommerakademia, /AUSTRIA
1994-Instalation-French Culture Center, İzmir/TURKEY
2000- 61.Government Art and Sculpture Exhibition(with competation)-İstanbul/TURKEY
2015- 5. Old-House- NewArt International Art Symposium Exhibition-İzmir/TURKEY
2015- Yogyakarta International Art Festival 2015/INDONESİA
2016-Art Collection-İstanbul/TURKEY(solo)
2017- 2. International KünstlersymposiumScwhabmünchen 2017/GERMANY
2017-6. Old-House- NewArt International Art Symposium Exhibition (Participant and Coordinator)İzmir/TURKEY
2018- 7. Old-House NewArt International Art Symposium Exhibition (Participant and Coordinator)-İstanbul/TURKEY
MELTEM ORPAK TUNCER
Ankara da doğan sanatçı, resim çalışmalarına 1988 yılında ressam Cavit Atmaca atölyesinde başladı. Aynı yıl, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı bölümüne girdi. Bu lisans eğitimi süresince de ressam Cavit Atmaca atölyesinde hem sanat çalışmalarına devam etti hem de sanatçının asistanlığını yaptı. 1992 yılında lisans eğitiminden mezun olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Ana Sanat Dalında yüksek lisans programına başladı. Bu programdan ‘Çağdaş Resim Sanatında Üslup Problemine Abidin Dino’nun Yaklaşımı’ konulu tez ile mezun oldu.
Profesyonel sanat hayatının yanı sıra lisans mezuniyetinin ardından başladığı sanat eğitimciliğini hem milli eğitim de hem de ‘Atölyemor’ adlı özel atölyesinde sürdürmektedir. Sanatçı süreç içinde zaman zaman Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Ana Sanat Dalında öğretim görevlisi olarak derslere girmiştir.
Halen İstanbul da aktif olarak sanat hayatına devam etmektedir.
İlk ve ortaokulu Almanya’da tamamladıktan sonra 1984 yılında Türkiye’ye döndü. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü Resim Ana Sanat Dalı Lisans eğitimini 1992 yılında, Yüksek Lisans eğitimini 1998 yılında tamamladı. 2005-2017 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesinde dersi verdi. Adana Gündoğdu Okullarında 1999 -2022 yılları arasında Resim Öğretmeni ve Görsel Sanatlar bölüm başkanı olarak görev aldı. 2016 yılında kurulan Gündoğdu Vakfına bağlı Gündoğdu Art Galeri Direktörlüğü görevini 2022 yılına kadar devam ettirdi. Goethe Enstitüsü ile Güney Kore’de yapılan ‘’Drama yöntemiyle Almanca Eğitimi ‘’ projesi ile birlikte yurt içinde ve yurt dışında drama yöntemini kullanarak Goethe Enstitüsü iş birliği ile Drama ve resim yoluyla Almanca Öğrenme eğitimleri başlamıştır ve devam etmektedir. Nini S. Önözden çalışmalarını Adana’da kendi atölyesinde sürdürmektedir.
KARMA VE GRUP SERGİLERİ
1991 Çetin Emeç Sanat Galerisi
1991 Bizim Ev Sosyal Tesisleri Galerisi Manisa
1992 BMS San-Art Sanat Galerisi İzmir
1993 Kadın Sanatçılar Sergisi EBSO Sanat Galerisi İzmir
1994 Enstalasyon Fransız Kültür Merkezi İzmir
1995 İş Bankası Sanat Galerisi İzmir
2001 Pine Bay Sanat Galerisi Aydın
2002 İletişim Sanat Galerisi İzmir
2003 Martı Sanat Galerisi İzmir
2004 Işık Kent Eğitim Kampüsü Galerisi İzmir
2005 Kadın Sanatçılar Yarışma Sergisi EBSO İzmir
2006 Üniversite Olimpiyatları Sergisi İzmir
2006 BEF Uluslararası 1. İzmir Sanat Bienali İzmir
2007 2. Ege Art Sanat Fuarı İzmir
2015 Uluslararası Kültür Sanat Diyalogları Derneği 2. Mehmet Göçen Uluslararası Resim Çalıştayı
2016 N.K. Ü 1.Mail Art Bienali Tekirdağ/Türkiye
2016 leylek ve doğal yaşam festivali uluslararası karma resim sergisi Selçuk/Aydın/Türkiye
2016 Uluslararası Kültür Sanat Diyalogları Derneği
Gündelik hayatın, kimlikleri manipüle edici tavrı karşısında “an” da kalmak adına çıktığımız bu yolculuk, geçmişin kümülatif AN’larından oluşan ANI’ların benliğimizle ve üretim pratiğimizle olan diyaloğundaki deneysel bir keşif yolculuğudur. Zaman zaman içsel bir etkileşime, yol aldıkça da mekâna, bedene ve zihne ait birer sembole dönüşür bu yolculuk. Tam da şu anda, belleğe yeniden dalma eylemi bizlere; var olan mevcut gerçeklik ile içsel yolculuk arasındaki kesitte bilinç üstü bir deneyim sunar.
“Yolculuk Günceleri” isimli grup sergisinde üç farklı sanatçının, üç farklı karaktere sahip eserlerinin odağında bu yolculuğun değişim, dönüşüm ve başkalaşım sürecinin temsilleri yer almaktadır.
Biraz gerçek, biraz kurgu…
Özlem AYVAZ
2000 yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-İş Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. 2001 yılında Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünde araştırma görevlisi olarak göreve başladı. Aynı yıl içerisinde yüksek lisans eğitim-öğretimini tamamlamak amacı ile Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde 35. Madde ile görevlendirildi. 2001-2004 yılları arasında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne bağlı olarak Güzel Sanatlar Fakültesi Animasyon (Çizgi Film) Bölümünde görev yaptı. 2004 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü / Animasyon (Çizgi Film) Bölümünde yüksek lisansını birincilikle tamamladı. 2016 yılında Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde doktora eğitimini tamamladı. 2017 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü, Animasyon Anasanat Dalında Dr. Öğr. Üyesi olarak atanan Özlem AYVAZ , birçok kişisel ve karma sergiye katılarak sanatsal etkinliklerini sürdürmüş aynı zamanda ulusal ve uluslararası çeşitli sempozyumlara da katılım göstermiştir.
Selma KARAAHMET BALCI
Selma Karaahmet Balcı, lisans eğitiminin üçüncü yılı boyunca Fransa’da Ecole Nationale Superieure d’Art de Bourges’ da öğrenim görmüş ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği’den 2008’de mezun olmuştur. 2011 yılın da aynı üniversitenin Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamlayarak doktora eğitimine başlamış ve araştırma görevlisi olarak atanmıştır. 2016 yılında doktora eğitimini tamamlayan sanatçı, bir çok ulusal ve uluslar arası kişisel ve karma sergiye katılarak sanatsal etkinliklerini sürdümektedir. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-iş Öğretmenliği Anabilim Dalında Dr. Öğretiim Üyesi olarak çalışmaktadır.
Yudum AKKUŞ
1985 doğumlu sanatçı Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği’den 2006’da mezun oldu. 2009 yılın da aynı üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Sanatçı 2012-2015 yılları arasındaki doktora eğitimi sırasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim–İş Eğitimi Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalıştı. Şu anda D.E.Ü Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.
Dostluğun ve şefkatin simgesi olan kırlangıçların, yaşamı, umudu ve sevgiyi yeniden canlandırdığı düşünülür. Birçok kültürde kutsal sayılan bu kuşun insanları kazadan ve beladan kurtardığına inanılır. Kırlangıç, eski Türk ve Çin uygarlıklarından antik çağ denizcilerine kadar uzanan gizemli efsanelere konu olmuştur. Yuva yaptığı yere talih getirdiğine de inanıldığı için, Uygur Türklerinin evlerinin çatısına ve kapı önlerine kırlangıçlara özel yuvalar hazırladıkları bilinir.
Kutuplar hariç dünyanın hemen her yerinde yaşayabilen kırlangıcın yüz farklı türü vardır ve bunların yetmiş KIRLANGIÇLAR dokuz tanesi tanımlanmıştır. Narin, parlak tüylü, güzel öten ve hızlı uçan kırlangıcın karnı beyaz, gerdan ve alnı kızıl kahve, kuyruk, baş ve kanatlarıysa kuzguni siyahtır. Kil, çamur ve saman gibi malzemelerle oluşturdukları çanak şeklindeki sağlam yuvaya, dişileri tarçın renginde dört beş yumurta bırakır; sonra da eşler sırayla kuluçkaya yatarlar. Ebeveynlerinin getirdiği sinek ve böceklerle beslenen yavrular, iki hafta içinde gelişerek yuvadan uçarlar. Yaz sonunda günler kısalıp böcekler azalınca, ilkbaharda dönmek üzere kışı geçirecekleri sıcak diyarlara doğru göç ederler.
ÖZGEÇMİŞ
1945 yılında Çanakkale Umurbey’de doğdu. 1965 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünü bitirdi. 1975-1978 yıllarında devlet bursuyla gittiği Paris’te Ecole NationaleSuperieure Des Beaux Arts’da resim uzmanlığı, Ecole Des Hautes Etudes en Siciences Sociales’te sanat sosyolojisi (maitrise) çalışması yaptı. 1989-1990 yılları arasında Fransız Hükümetinin sağladığı bursla Fransa, Hollanda, Almanya ve İtalya’da modern sanat müzeleri ve sanat eğitimi yüksek öğretim kurumlarında araştırma ve çalışmalar yaptı.
1978-1998 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi, 1998’den sonra da Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Yaşar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde öğretim UMUR TÜRKER üyeliği yapan Umur Türker, başta Fransa ve Hollanda olmak üzere otuzun üzerinde kişisel sergi açtı. Onlarca karma, grup ve yarışmalı sergiye katıldı; başta Devlet Resim Heykel ve DYO olmak üzere önemli yarışmalardan sekiz ödül aldı. Türk Resmini temsilen Rusya (Moskova), Japonya (Tokyo), İspanya (Madrid) ve İtalya (Roma)’da önemli karma sergilere katıldı. Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda, Yunanistan ve İtalya’daki özel koleksiyonlarda ve Türkiye’deki kamu kurumları, bankalar, özel koleksiyonlar, Ankara ve İzmir Devlet Resim Heykel Müzeleri, Anadolu ve Gazi Üniversiteleri Müzeleri ile Selçuk Yaşar Resim Müzesinde yapıtları bulunmaktadır. Sanatçı, İzmir Karşıyaka’daki atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.
Ben O’ yum! İnsan, istemeye doyumsuz bir varlıktır. Açgözlü talepkarlığını bastıracak tinsel bir dinginliğe ve yüksek bir bilgeliğe ulaştığını düşündüğü anlarda dahi ruhunun derinliklerinin bir yerinde hala açgözlü bir parçası sessiz çığlıklar ile istemeye devam eder. O açgözlü parça gördüğü, duyduğu, bildiği herkesi kıskanır, herkes olmak ister… Bir yönetici, Bir bilim insanı, Bir model, Bir entelektüel, Bir yazar, Bir müzisyen, Bir oyuncu, Bir aşık, hatta… Bir sanatçı… Yetinmek istemeyen insan özü, her kimliğe bürünebilir. Her kimliği taklit edebilir. Kendi karakterini de ardına saklayabileceği her maske onun için satılık bir metadır. Günümüzde teknolojinin nimetleri de insanın bu kimlik açlığını besleyen el oldu. İllüzyon oyuncakları ile yaratılmış sanal ve sosyal mecralarda daha önce hiç bilmediği veya ulaşılamaz olarak gördüğü kişilerle tanışabiliyor. İnsan, yeni evrenlerin içinde özendiği ve özeneceği yeni rol modellerini sadece tanımakla kalmıyor onlarla konuşuyor, tartışıyor, kızıyor hatta pervasız ve umarsızca linç edebiliyor. Bir noktadan sonra da artık o rol modelleri ile aynı düzlemde olduğunu söyleyebiliyor. Hangi sosyal çevre içinde yaşıyor olursa olsun, insan, sanal evrenlerin yardımıyla da kimlik alternatiflerinin sonsuza ulaştığı bir zamanda, artık hiçbir durumda olduğu kimliği sevip, özümseyip kabullenmek istemiyor. Onun yerine başka kimlikleri kendininmiş gibi sahipleniyor. Her birini hızlıca tüketip bir diğerine geçiyor. Ve her döngüde Tanrının ona sunduğu gerçekliği istemeyip yeni bir gerçeklikte yaşamayı dileyen insanoğlu, yeni maske ve avatarlarının ardından, birbirlerine naifçe dönüp gülümseyerek; “Ben O’yum.” diyor…
BİYOGRAFİ:
1979 Yılında Diyarbakır’da doğdu İlk Orta ve Lise Öğrenimini İzmir’de tamamladı. Denizli Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümünü tamamladı. 2010-2014 Yılları arasında MEB’de Görsel Sanatlar-Teknoloji Tasarım Öğretmenliği yaptı. Yurt içi, yurt dışı kişisel ve karma sergiler ile workshop katılımları olan sanatçının, 4.Ulusal İzmir’in Renkleri Resim Yarışması, Ege Üniversitesi 5. Uluslararası “Egeart” Sanat Günleri Genç Sanat Yarışması, Macaristan V. Balaton Salon Uluslararası Küçük Formatlı Eserler Bienali olmak üzere iki ödülü olan sanatçının eserleri özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. İzmir’de Meral Koraltan Vuran kişisel atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir. Katıldığı Sergiler
Kişisel Sergiler
2010 Yılında Çeşme Kalesi Sanat Galerisi’nde kişisel resim sergisi açtı. 2014 Yılında İzmir Kültür Sanat Merkezinde kişisel resim sergisi açtı. 2014 Alaçatı Bashaques’ Concept Store/Gallery de kişisel resim sergisi açtı. 2015 Yılında İzmir Üniversitesi Necdet Doğanta Sanat Galerisinde kişisel resim sergisi açtı. 2017 Yılında İzmir GT Art &Interiors Sanat Galerisinde kişisel sesim sergisi açtı. 2018 Yılında İzmir Bortar Etkinlik ve sanat Alanında kişisel resim sergisi açtı.
Karma Sergiler
2003 Yılında Çeşme Aya Haralambos Kilisesi karma resim sergisine katıldı. 2009 Yılında Denizli Kongre ve Kültür Merkezi’nde “Dünya Kadınlar Günü” karma resim sergisine katıldı. 2009 Yılında “1. Ulusal Sesan Serbest Sanatçılar Yarışması” karma resim sergisine katıldı. 2012 Yılında Kırmızı Ardıç Kuşu Sanat Galerisi’nin düzenlediği “19 Mayıs Alaçatı Genç Sanat Günleri” karma resim sergisine katıldı. 2013 Yılında “4.Ulusal İzmir’in Renkleri Resim Yarışması” yağlıboya ve akrilik dalında, “Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği İzmir Şubesi Özel Ödülü” sergisine katıldı. 2013 Ege Üniversitesi “5. Uluslararası Egeart Sanat Günleri Genç Sanat Yarışması” sergisine katıldı. 2014 Yılında “5.Ulusal İzmir’in Renkleri Resim Yarışması” karma resim sergisine katıldı. 2015 Yılında ”Ekim Geçidi 14 Çağdaş Sanat ve Tasarım” sergisine katıldı. 2016 Yılında “Namık Kemal Üniversitesi Uluslararası Mail Art Bienali” sergisine katıldı. 2016 Yılında “Macaristan V. Balaton Salon Uluslararası Küçük Formatlı Eserler Bienali” sergisine katıldı. 2016 Yılında İzmir GT Art &Interiors Sanat Galerisi’nde karma resim sergisine katıldı. 2016 Yılında İstanbul Sanatgezgini Kuruçeşme Galerisi’nde karma resim sergisine katıldı. 2016 Yılında Ankara Galeri Soyut ‘’YENİ ARALIK’’ proje sergisine katıldı. 2018 Yılında Anatolıa Online Müzayedelerine katıldı. 2018 Yılında Bortar etkinlik sanat alanında resim sergisine katıldı. 2020 Yılında Portakal Çiçeği UPSK ”Bulaşıcı Olan İyiliktir” projesine katıldı.
Küratörlüğünü Rafet Arslan’ın üstlendiği Metin Ünsal, “Hayalet Şiddet” adlı sergi 3-31 Mart İzmir Sanat, 4 Mart 2 Nisan GaleriA Güncel Sanat Merkezinde izleyiciye sunulacak. Sanatçı Metin Ünsal 2016 yılından beri tüm canlılara, özellikle kadına yönelik eril şiddetin ruhlarda yarattığı hasarın izlerini sürüyor. Hayalet ile Yüzleşmek Yaşam nefestir, candır, ışıltıdır. Onun karşısında ise yok oluş güçleri vardır, yaşayana karşı nefret duyan. Bu nefret de sıklıkla kontrolden çıkmış şiddete dönüşür. Şiddetin genellikle gizli kapaklı icra edildiği sanılır, ama artık o şiddetin hem ulu orta icra edilip hem de görünmez hale getirildiğine sık sık tanık oluyoruz. Kuşkusuz iyilik gibi kötülükler de birbirini mıknatıs gibi çeker. İyilik nasıl kendi benzerleri ile dayanışma içindeyse, kötülükler de kendi aralarında dayanışma halindedir. Birinden yaşam, birinden hiçlik akan iki ırmak gibi. Şiddet doğaya, hayvana, insana, başka bir deyişle yaşama yönelir. Kadına, çocuğa, farklı oluşlara, varoluşlara, tercihlere, yaşamlara, kendi gibi olmayanlara yönelir şiddet. Uluorta cereyan etse de perdelenir, gizil kılınır, hayalete dönüşür, daha doğrusu dönüştürülür. Hiç beklenmeyen bir anda, yerde, kişide nüksedip onu ele geçirir. Aramızda sessizce dolaşıp her yerden çıkıveren bir hayalettir artık şiddet. Sanatçı Metin Ünsal, 2016 yılından beri eril şiddetin ruhlarda yarattığı hasarın izlerini sürmektedir. Başlangıçta son derece naif konumda olan ruhlarda zamanla yaşanan tahribatı farklı sanatsal ifadeler aracılığı ile görünür kılar. Bu süreç içinde üretim pratiğini, konuşma ve basılı yayın gibi faaliyetlerle desteklenmiş bir dizi sergiye dönüştürmüştür. Bu kapsamda her sergi, yeni eklenen üretimlerle farklı şehirlerde de sanatçının temel derdini görünür kılar. Şiddet ve ayrımcılığa uğrayan kadınların mücadelesinde önemli bir tarih olan 8 Mart’ı da içine alan bir dönemde Galeri A ve İzmir Sanat’ta eş zamanlı açılan iki sergi, Ünsal’ın projesini yeni bir aşamaya taşıyor. Sanatçının şiddetin ruhlarda yarattığı acı katmanlarını ifade eden yeni resim, heykel ve mekân düzenlemelerini “Hayalet Şiddet” başlığı altında yan yana getiriyor. Şiddet faillerinin yaratmak istediği boşluk, sessizlik, kanıksama iklimine karşı sesin büyümesine sanatsal bir katkı sunmak, hayaleti ifşa etmek için.
Rafet Aslan
Sanatçı Bildirisi Metin Ünsal Hayatı, cevap veremediğimiz birçok soru ile yaşıyoruz. Bu sorulardan biri de insanın neden bu kadar çok şiddete başvurduğudur. Peki; insanın insana, insanın hayvana ve insanın doğaya uyguladığı şiddeti azaltmak ve yok etmek için neler yapmalıyız? Eğitim, sevgi, aile ve kültür gibi çok başlıklı bir çözüm reçetesi olan bu yolda, hepimizin yılmadan mücadele etmesi ve idarenin bu iklimi yaratması gerekiyor. Ben, ortaya çıkacağı anı bekleyerek yaşayan bu dürtüyü yok etmek amacıyla, ilk önce eril güç ve otoritenin tüm canlılara yönelik şiddetini ve ayrımcılığını durdurması gerektiğine inanıyorum. Bu sorumsuz ve keyfi davranışlar, sonuçlarını asla kabul edemeyeceğimiz çirkinliklere, gözümüzle göremediğimiz acılara, onarılamayacak derinlikte yaralara ve zarar görmüş ruhların oluşumuna sebep olmaktadır. Bu sergi serisi de dünyada ve ülkemizde şiddete maruz kalan canlıların, özellikle kadınların, bebeklikten başlayan ve art arda biriken acı katmanlarından oluşmuş ruhlarının metaforik biçimlerini izleyerek, acılarını ve çaresizliklerini, kendinizi onların yerine koyarak hissetmeniz ve içselleştirmeniz içindir. “Erkek olmaktan utanç duymayacağımız bir toplum için…” METİN ÜNSAL b.1958, İstanbul 1958 yılı İstanbul doğumlu Metin Ünsal; ilk, orta ve lise öğrenimini Nişantaşı Işık Lisesi’nde tamamladıktan sonra, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik bölümünden mezun olmuştur. 1977 – 1980 yılları arasında temel sanat eğitimini aldıktan sonra çalışmalarını yurtiçi ve yurtdışında sürdürmüştür. İlk kişisel sergisini 15 yaşında gerçekleştiren Ünsal, kişisel sergilerinin yanında bir çok karma sergiye katılmıştır. Yerli ve yabancı çeşitli koleksiyonlarda yapıtları yer alan sanatçı aynı zamanda bazı şirketlerde ‘Sanat ve Tasarım Danışmanlığı’ görevi de üstlenmiştir. Ünsal, çalışmalarını Ortaköy ve Bodrum’da yer alan atölyelerinde sürdürmektedir. KİŞİSEL SERGİLER
2021 Boşlukta Galeri Işık, İstanbul
2020 Bedel 44 A Sanat Galerisi, İstanbul
2019 Hasar ATONAL 9 Solo, Barın Han, İstanbul
2014 Okyanus Sanatçı Atölyesi, İstanbul
2013 Varoluş Şifreleri Galeri Işık, İstanbul
2012 Yaşam Sözleşmeleri Nurol Sanat Galerisi, Bodrum
2012 İmgeler Atlası Ekavart Galeri, İstanbul
2010 Blue Monday Les Ottomans, İstanbul
2010 Yaşamdan Notlar II Galeri Selvin, İstanbul
2001 Galeri Selvin Ankara
2000 Coşku Sanat Galerisi, İzmir
1996 Cumalı Sanat Galerisi, İstanbul
1995 Cumalı Sanat Galerisi, İstanbul
1994 Cumalı Sanat Galerisi, İstanbul
1993 Cumalı Sanat Galerisi, İstanbul
1992 Cumalı Sanat Galerisi, İstanbul
1990 Cumalı Sanat Galerisi, İstanbul
1989 Cumalı Sanat Galerisi, İstanbul
1980 Hobi Sanat Galerisi, İstanbul
1979 Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul
1973 Anadolu Kulübü, İstanbul SEÇİLMİŞ KARMA SERGİLER
2019 Hasar ATONAL 9 Solo, Barın Han, İstanbul
2005 FMV Yolu Işıktan Geçenler Sergisi Gallery Işık, İstanbul
2005 Boğaziçili Sanatçılar Sergisi Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul
1998 Boğaziçi Mezunlar Derneği Sergisi Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul
ARJEN BAŞ, DAHA UFACIKKEN KEÇE YORGANINDAN ANNESİNE PATİK DİKEN, AİLESİYLE MARDİN’DE YAŞADIĞI EVİ BOYDAN BOYA DESENLERİYLE BOYAYAN BİR GENIE. KARDEŞİYLE DOĞDU; ANCAK ÇOK GEÇMEDEN ONU YİTİRDİ. ARJEN, YALNIZ BİR İKİZ OLARAK YAŞIYOR. MODA OKUDU, OKUL HAYATI BOYUNCA ÇEŞİTLİ ÖDÜLLER ALDI. ERKEN YAŞTA ABİYE VE GELİNLİK FİRMALARINDA ÖNCE ASİSTAN SONRA BAŞ TASARIMCI OLARAK ÇALIŞTI. SANATÇININ MALZEMEYE OLAN İLGİSİ VE DÜŞKÜNLÜĞÜ, TASARIMDA ANLATIMSAL BİR ÜSLUPLA BİRLEŞİR. ÖYLE Kİ İZMİR GALERİ A’DAKİ İLK PERFORMATİF SERGİSİ CÊWÎ’DE BU ANLATILAR GİDEREK BERRAKLAŞIYOR, BEDEN VE KIYAFETİN BULUŞTUĞU YERDE KRİSTALİZE OLUYOR. CANLI MODELLERİN HER BİRİ AYRI BİR HİKÂYEYİ GİYİYOR. BU TEMSİLİYET SANATÇININ KİŞİSEL TARİHİNDEN İZDÜŞÜMLERİ GÖSTERGELERE DÖNÜŞTÜRÜYOR. KIYAFETLER BİR TASARIM NESNESİ OLMAKTAN ÇIKARAK ESTETİK BİR VAROLUŞA KAVUŞUYOR. ARJEN BAŞ’IN SERGİYE VERDİĞİ İSİM “CÊWΔ KURMANCİ DİLİNDE İKİZ ANLAMINA GELİYOR. BU İSİM KARDEŞİYLE BİR BÜTÜN OLMAYI İŞARET ETSE DE YALNIZLIĞIN, TERK EDİLMENİN, SESSİZ BİR YASIN DAMARLARINDA GEZİNİYOR. PERFORMANS VESİLESİYLE SANATÇI, İKİZİ MEHMET’İ YÂD EDİYOR.
TASARIMCI/ARJEN BAŞ
Arjen Baş, İzmir ve İstanbul’da çalışmalarını sürdüren genç bir tasarımcı. Tasarımcının ilk kişisel sergisi Cêwî adıyla İzmir Galeri A içerisinde bir hafta süre ile sergilenecek. Hazırlanan kıyafetlerde farklı malzemelerin bir arada kullanılması ve tasarımların 8 manken tarafından performans ile sunulması planlanıyor. Sergi; video, enstalasyon ve çağdaş sanat ögeleri barındırıyor. Tasarımcı aynı zamanda, hazırlık, üretim ve sergi aşamalarını dijital ortam içerisinde kayıt altına alarak serginin devamlılığını ve gelişimini sürdürmeyi planlıyor.